Sokak fotoğrafçılığından belgesel işlere, düğünlerden video prodüksiyonuna kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan geniş açı lensler, özellikle hikaye anlatımı güçlü kareler üretmek isteyen fotoğrafçılar için her zaman vazgeçilmez olmuştur. Ancak bu segmentte genellikle bir tercih yapmak zorunda kalırsınız: ya yüksek diyafram ya da esnek zoom aralığı. Hele konu spor fotoğrafçılığı ise ne kadar hayal etseniz de yüksek diyafram ve zoom aralığı pek bir arada bulunamıyor. Tam bu noktada Sigma, 18-35mm F1.8 ile başlattığı devrimi, Sigma 17-40mm F1.8 DC Art ile bambaşka bir seviyeye taşıyor.
İnceleme: Adem MELEKE
Biliyoruz ki Sigma, 18-35mm f1.8 ile yıllar önce bu dengeleri değiştirmişti. Şimdi ise Sigma 17-40mm f1.8 DC Art, bu mirası daha ileri taşıyan ve özellikle APS-C kullanıcıları için oldukça iddialı bir seçenek olarak karşımıza çıkıyor.
Benim gibi RF mount Canon kullananların en büyük sıkıntılarından biri, üçüncü parti lens seçeneklerinin hâlâ oldukça sınırlı olması. Bu yüzden RF mount tarafında çıkan üçüncü parti lenslere çok da dikkat etmiyordum. Ta ki Sigma Showroom'da, varlığından bile haberdar olmadığım bu lensi görene kadar. Lensi görünce hemen denemek istedim. Üstelik bir basketbol maçında pota altındaki pozisyonumda neler yapabileceğini görmek fikri de bu merakımı iyice artırdı.
Geçen sayımızdan hatırlayanlar bilir Sigma 300-600mm F4 DG OS Sports lensi beni bir hayli şaşırtmıştı. Bu nedenle artık Sigma lenslerden beklentim yüksekti ve çok net ifade edeyim ki Sigma 17-40 f/1.8 DC Art beklentimi karşılamakla birlikte sunduğu eşsiz aralıktaki açık diyaframla hayalimin üstünde keyifli sonuçlar verdi.

Tasarım ve Yapı Kalitesi
Sigma’nın Art serisine artık alışkınız: sağlam, tok ve güven veren bir yapı. 17-40mm F1.8 DG Art da bu geleneği sürdürüyor. Lensin en dikkat çekici noktası, bu zoom aralığında f/1.8 diyaframı sunabilmesi. Bu, teknik olarak ciddi bir mühendislik başarısı ve kullanım sırasında da kendini hissettiriyor.
Lens kompakt sayılmaz ancak dengeli bir yapıya sahip. Canon EOS R3 gövde ile birlikte kullandım ve uyum oldukça başarılıydı. R3 gibi bir gövdede zaten hafiflik beklemek gerçekçi değil; buna rağmen sistemin dengesi kabul edilebilir seviyede kalıyor. Zaten bu lensin iddiası hafiflik değil, doğrudan performans.

Optik Performans
f/1.8 sabit diyafram, bu lensin en güçlü taraflarından biri. Özellikle düşük ışık performansı, arka plan ayrımı ve konu vurgusu açısından ciddi bir avantaj sağlıyor. Benim test ettiğim basketbol salonu gibi ışığın tamamen dengesiz olduğu ve sürekli yüksek enstantane ile çalıştığım bir ortamda, geniş açı bir lensin f/1.8 seviyesinde köşelerde yumuşama göstermesi beklenebilir. Ancak burada durum böyle olmadı. Elde ettiğim sonuçlara göre f/1.8’de bile oldukça keskin, f/2.8 civarında ise neredeyse mükemmel bir görüntü sunuyor. Tüm diyafram değerlerinde köşelerdeki performansın da oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Biraz iddialı bir ifade olacak ama sonuçlara baktığımda, 24-28mm ve 35mm aralıklarında birçok iyi prime lensle yarışabilecek seviyede bir keskinlik sunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Sonuç
Ben sadece basketbol maçında kullanmış olsam da Sigma 17-40mm F1.8 DC Art, özellikle sokak fotoğrafçıları, video içerik üreticileri ve düğün/etkinlik çekimi yapanlar için oldukça güçlü bir seçenek olarak öne çıkıyor. Bu lens, klasik “prime mı yoksa zoom mu?” ikilemini yeniden sorgulatıyor. Çünkü prime lenslere çok yakın bir keskinliği, zoom lens esnekliğiyle birleştiriyor ve bunu f/1.8 gibi oldukça iddialı bir diyaframla sunuyor. Son tahlilde şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Sigma 17-40mm F1.8, uzun süre çantadan çıkmayacak türden bir lens.




