Türkiye'nin en genç fotoğraf dergisi

Makale

Fotoğraf Makinesi Satın Alırken - II

“Fotoğraf makinası satın alırken dikkat edilmesi gereken faktörler” konulu yazımızın 2. bölümü ile devam ediyoruz. Geçen sayıda ana başlıklarla ifade edecek olursak;

• Amacınızı belirlemenin önemi ve piyasadaki birçok model arasından hedef kümenin nasıl daraltılacağı,

• Sensor boyutunun artıları ve eksileri,

• Yüksek megapiksel efsanesi ve aslında ne kadar megapiksele ihtiyaç duyulduğu konularına detaylı olarak değinmiştik. Kaldığımız yerden devam edelim...

 

OBJEKTİF

Fotoğraf makinasının sensörle birlikte en önemli 2 elemanından diğeri de lens veya objektiftir. Her şeyden önce, eğer fotoğrafa yeni başlıyorsanız ve fotoğrafçılıkta ilerlemek istiyorsanız, değişir lensli bir makina tercih etmenizi şiddetle öneririm. Fotoğrafta zaman içinde ihtiyaç duyacağınız farklı lensleri, makina değiştirmeden farklı marka ve modeller arasından seçme şansınız olacaktır. Aşağıda makinamız için lens seçerken dikkat edilmesi gereken bazı önemli faktörleri sıraladım:



Sabit veya Değişir Odak Uzaklığı Olan Lensler
Sabit odaklı lensler (örneğin 35 mm, 50 mm, 85 mm gibi) değişir odaklı lenslere ( 18-55 mm, 28-300 mm, 16-35 mm gibi) göre, istisnaları olmakla birlikte genel bir değerlendirme yapıldığında hem daha uygun fiyatlıdır hem de daha kaliteli görüntü sağlarlar. Diğer taraftan sabit odaklı lenslerle zoom yaparak konuya bulunduğunuz noktayı değiştirmeden optik olarak yaklaşmak mümkün olmadığından, bu tür bir lens kullanıyorsanız konuya doğru yürümeniz veya sıklıkla lens değiştirmeniz gerekecektir.  Eğer ilk lensinizi alıyorsanız, farklı odak uzaklıklarının fotoğrafa etkilerini tecrübe edebileceğiniz için 50 mm'nin altında ve üzerindeki bir aralığı kapsayan zoom objektifleri tercih etmeniz daha makul bir tercih olacaktır. (24-70 mm, 18-70 mm, 24-105 mm veya 24-120 mm gibi)

Keskinlik
Satın alacağınız lensin ne kadar keskin olduğu, dikkate alınması gereken bir diğer faktördür. Lensleri bu açıdan kıyaslamak için, güvenilir ve ciddi analizler yapan birçok internet sitesi var, bunları kullanabilirsiniz (örneğin; www.dxomark.com/lenses ). İyi optiği olan, çözünürlüğü ve ışık geçirgenliği yüksek objektiflerin çoğunlukla pahalı olduğu düşünülür ama emin olun, gerek sabit gerek zoom lensler içinde fiyatları çok makul ve diğer taraftan kaliteli optiğe sahip birçok eski ve yeni lens bulabilirsiniz.

Diyafram (f) Değeri
Maksimum diyafram değeri (lens üzerinde yazılı olan f değeri), lensin ışık toplama kapasitesini gösterir ve lens alırken dikkat edilmesi gereken belki de en önemli konudur. Sabit odaklı bir lens alıyorsanız lens üzerinde 1,8 veya 2,8 gibi tek bir f değeri, değişir odaklı (zoom) lens alıyorsanız da (2,8-4) veya (3,5-5,6) gibi iki f değeri görürsünüz. İki farklı f değeri, odak uzaklığının alt ve üst uçlarında diyaframın maksimum ne kadar açılabileceğini gösterecektir. Doğal olarak daha çok açılabilen(1) diyaframı olan objektifleri tercih etmek birçok durumda büyük avantaj sağlar, ancak bu objektifler hem daha pahalıdır hem de hacim ve ağırlık olarak daha büyük ve ağırdır.




(1) Yukarıdaki objektiflerde yer alan diyafram ana stop değerlerini görebilirsiniz. Bu skalada, küçük rakam daha çok açılabilen diyafram anlamına gelir. Lens üzerinde aşağıdakilerden farklı rakamlar da görebilirsiniz; bu farklı rakamlar ara stop değerlerini ifade eder, 1.8 veya 3.5 gibi... (1 - 1.4 - 2 - 2.8 - 4 - 5.6 - 8 - 11 - 16 - 22 - 32 – 45)


Titreşim Önleme Sistemi
Titreşim Önleme sistemi (Farklı makina markaları, bunun için farklı kodlama kullanır; örneğin VR, IS veya OIS gibi) lens alırken dikkate alınması gereken diğer bir faktördür.  Pentax ve Sony'nin birçok modelinde bu sistem makina üzerinde yer almakla birlikte, Nikon ve Canon gibi markalarda bu özelliği genel olarak makina üzerinde değil de bazı lensleri üzerinde ek bir özellik olarak görmekteyiz. Eğer makinanızda titreşim önleme sistemi yoksa, lens üzerinde bu sistemin olması elde yapılan birçok çekimde fotoğrafçıya 3-3,5 stop'a varan avantaj sağlar. Çok özel durumlar ve farklı artistik kaygılarla kasıtlı olarak bulanık çekilen fotoğrafları istisna edersek, çekilen fotoğrafın net olması hayati önem taşır; normalde elde 1/15 veya 1/30 enstantane ile çekemeyeceğiniz bir fotoğrafı, titreşim önleme sistemi sayesinde net olarak çekebilmek, normalde çöpe gidecek bir fotoğrafı kullanılabilir kılacaktır.

Manuel veya Otomatik Netleme
Günümüzde üretilen lenslerin çok büyük bir kısmı, hem manuel hem de otomatik netleme imkanı sağlamakta. Eski üretim objektifler hatta Zeiss ile Leica'nın bazı yeni objektifleri ise yalnızca manuel netleme sağlamakta; bu da dikkat edilmesi gereken diğer bir konudur. Manuel netleme yapabilmek bir miktar alışkanlık ve tecrübe gerektirir, özellikle fotoğrafa yeni başlayanlar için yalnızca manuel netleme yapan lensleri pek önermiyorum.



Bunlar dışında lensin kromatik sapma (chromatic aberration) miktarı, yarattığı köşe kararması (vignetting) ve görüntü kenarlarında oluşturduğu bükülme oranı (barrel distortion) da lens alırken önceden incelenmeye değer performans kriterleri arasında sayılabilir. Ancak bunların çekim sonrasında birçok görüntü işleme programında tek tuşla düzeltilebilecek teknik kusurlar olduğunu da ifade etmek yerinde olacaktır.

OTOMATİK NETLEME PERFORMANSI

Digital fotoğraf makinalarının otomatik netleme hızları, büyük ölçüde kullanılan sensörle ilişkilidir. Nedense fotoğraf makinası üreticileri otomatik netleme noktalarının fazlalığını çok büyük bir artı değer gibi sunmayı çok severler. Aslında bu bilgi tek başına çok bir şey ifade etmiyor. Burada biraz teknik detaya gireceğiz: Sensör üzerindeki netleme noktasının fazla olması, hareketli görüntüleri focus tracking modunda izlerken faydalıdır ama bu netleme noktalarının ne kadarının çapraz tip, ne kadarının dikey tip netleme noktası olduğu da çok önemlidir. Diğer taraftan ben dahil fotoğrafçıların çoğu yalnızca merkez noktadan netleme yaparak focus-recomposing (netle/yeniden kadrajla) tekniğini kullanır, yani çok sayıda netleme noktası olması o kadar önemli değildir. Gelelim fotoğraf makinasında netleme nokta sayısından çok daha önemli olan konuya. Günümüzde dijital fotoğraf makinalarının netleme sistemlerinde 2 temel tip teknoloji kullanılıyor:

- Contrast Detect (Kontrast Algılama)

- Phase Detect (Safha Algılama)

Kontrast algılamalı netleme sistemleri az ışıklı ortamlarda daha başarılı netleme yaparken, safha algılamalı netleme sistemleri hareketli görüntülerde daha etkilidir. Üretilen fotoğraf makinalarının bir kısmı yalnızca kontrast algılamalı netleme sistemlerine sahipken, bir kısmında ise her iki sistemde yer alır. Makina özelliklerini incelediğinizde, kompakt makinalarda ve özellikle giriş seviyesi birçok D-SLR makinada yalnızca kontrast algılamalı netleme sistemi olduğunu göreceksiniz. Alacağınız makinanın sensörü üzerinde hem kontrast hem de safha algılamalı netleme noktalarının olması, makinanızla çok daha etkili ve doğru netleme yapabilmenize fayda sağlayacaktır.

DOSYA FORMATI

Aslında bunu bir özellik olarak yazmayacaktım ama yine de söylemekte zarar yok: Alacağınız makinanın RAW formatında da çekim yapabiliyor olması çok büyük bir artıdır. Basit kompakt makinaları bir kenara bırakırsak, günümüzde piyasadaki fotoğraf makinaları artık JPEG yanında RAW formatında da çekim yapabilme imkanı sağlamakta. Bilindiği üzere, RAW formatı JPEG'e kıyasla çok daha fazla veri depolar ve çekim sonrası işlemlerde büyük avantajları vardır. Hele ki fotoğrafla ciddi olarak ilgileniyorsanız, RAW formatında fotoğraf çekebilir bir makina her zaman gerekecektir.

SÜREKLİ ÇEKİM HIZI

Sürekli çekim hızı, fotoğraf makinasının saniyede kaydedebildiği maksimum fotoğraf adedini gösterir. Günümüzde saniyede 5-6 karelik çekim hızları artık sıradan hale geldi ancak üst segment ve daha pahalı makinalarda bu çekim hızlarının 12-13 kareye kadar çıktığını görebilirsiniz. Bu özellik her fotoğrafçı için çok önemli olmayabilir ama spor veya vahşi yaşam fotoğrafçılığı gibi bir alanda fotoğraf üretiyorsanız, yani çok hızlı hareket eden objeleri doğru anda dondurmak gibi bir kaygınız varsa makinanızın saniyedeki çekim hızının yüksek olması kesinlikle bir artı değerdir ve çekim sırasında fark yaratır.



VİZÖR

Vizör, çekilecek olan kareyi daha iyi kontrol etme imkanı verdiği için olması gereken bir özellik. Zaten orta ve üst segment makinaların neredeyse tamamında mutlaka vizör de yer alır. Alacağınız makinada optik (aynalı makinalarda) ve elektronik (aynasız makinalarda) olmak üzere iki tip vizör olabilir. Eğer optik vizör varsa, vizörün kapsama alanı ve büyütme oranı bakılması gereken en önemli iki konudur. Kapsama alanı, makinanın kaydedeceği görüntünün yüzde kaçını vizörde gösterdiği (yani çekilecek karenin kenarlarından ne kadar keserek bize gösterdiği), büyütme oranı ise vizörde gördüğümüz görüntü büyüklüğünün gerçek hayatta gördüğümüz büyüklüğüne oranı olarak açıklayabiliriz. Dolayısıyla kapsama alanı ve büyütme oranı ne kadar fazlaysa o kadar iyidir. Çekim esnasında vizörden baktığınızda, gerçekte gördüğünüze ne kadar yakın bir görüntüye bakıyorsanız, çekeceğiniz kareyi de o kadar rahat kontrol edebilirsiniz. Aşağıdaki tabloda farklı makina vizörlerinin kapsama alanları ve büyütme oranlarının birbirinden ne kadar farklı olabildiğini görebilirsiniz. (Fotoğraf makinası reklamlarında genellikle salt büyütme oranları verilir. Aslında fotoğraf makinasının çarpan oranı, vizörün büyütme oranını da etkiler. Dolayısıyla vizörün gerçek büyütme oranı, "crop factor"e bölümü kadar olacaktır.(2) Bu nedenle aşağıda farklı modellerin gerçek büyütme oranlarını da gösterdim.)

(2)Örnek olarak Nikon D5500'de yer alan vizörün gerçek büyütme oranını hesaplarsak: 
Gerçek Büyütme Oranı = Büyütme Oranı/Crop Factor = 0.82/1.5 =  % 55

Fotoğraf makinanızda elektronik vizör olacaksa kriterler biraz değişiyor. Elektronik vizörlerde, optik vizörlerdeki "makinanın gördüğü görüntünün tamamını fotoğrafçıya gösterememe" sorunu yoktur, objektif neyi görüyorsa fotoğrafçı da vizörden baktığında herhangi bir kırpılma olmadan aynı görüntüyü görür. Ancak elektronik vizörlerde de;


• Vizörün çözünürlüğü (çünkü bu tür vizörleri, aslında çok küçük LCD ekranlar olarak kabul edebiliriz.)
• Vizörün gecikme süresi (EVF Lag - Görüntünün gerçekte oluştuğu an ile vizörde gösterildiği an arasındaki süre olup,  saniyenin belli bir dilimi kadardır ve ne kadar kısa ise o kadar iyidir.)
• Saniyede gösterebildiği maksimum kare adedi (refresh rate - ne kadar fazla ise o kadar iyidir.)

konuları en önemli performans göstergeleri olarak dikkate alınmalıdır. 
 

LCD EKRAN

Gelelim dijital fotoğraf makinalarının olmazsa olmazı olan LCD ekranlara... LCD ekranlara ilişkin bakılması gereken birçok kriter söylenebilir ancak ben burada önemli olduğunu düşündüğüm birkaçından bahsetmekle yetineceğim. Her şeyden önce ekranın büyüklüğünü en önemli kriter olarak gördüğümü ifade etmeliyim. Piyasadaki dijital makinalarda genellikle 2.8, 3 ve 3.2 inç olmak üzere üç farklı büyüklükte LCD ekranlı makinalar satılmakta. İkinci önemli kriter ise ekranda yer alan nokta sayısı. Bu konuda, farklı makinaların birbirinden çok farklı nokta sayısına sahip LCD ekranları mevcut. Doğal olarak, nokta sayısı ne kadar fazlaysa, küçük ekrandaki görüntüyü o kadar keskin ve detaylı görebilmek mümkün olacaktır.



Üçüncü ve son olarak belirlediğim kriter ise LCD ekranın sabit veya hareketli olması. Benim şahsen kullandığım makinaların hiçbirinde hareketli LCD ekran yoktu. Ancak birçok sıkıntılı ortamda veya alışılmadık açılardan canlı önizleme kullanarak fotoğraf çekebilmeyi mümkün kılması nedeniyle, hareketli ekranın çok faydalı bir özellik olduğunu söylemekte fayda var.


BATARYA GÜCÜ

Günümüzde üretilen dijital fotoğraf makinalarının neredeyse tamamında (eğer çok temel kompakt makinalardaki kalem pilleri saymazsak) Lityum-İon piller kullanılıyor. Ancak bu pillerin de her doldurulduğunda CIPA (Camera Imaging Product Association) standartlarında kaç kare çekebildiğini ürün özellikleri içinde bulabilirsiniz. Ancak burada da çok farklı değerlerle karşılaşmak mümkün, örneğin Canon EOS 70D tek bir pille 920 kare fotoğraf çekebiliyorken, daha üst sınıf bir makina olan Canon EOS 7D mark II ise ancak 670 kare çekebilmekte.

Bataryalara ilişkin bilinmesi gereken bir diğer önemli konu ise özellikle elektronik vizör nedeniyle elektrik sarfiyatı daha fazla olduğu için aynasız makinalardaki pil ömrü çoğunlukla D-SLR makinalardan çok daha kısadır. Örneğin her ikisi de büyük beğeni toplayan ve çok satılan modeller olan Fuji X-T10'un batarya ömrü CIPA standartlarında 350 kare iken, Sony A6000'in batarya ömrü de benzer şekilde 360 karedir.

DAHİLİ FLAŞ

Fotoğraf makinasının üzerinde dahili bir flaş olması her zaman için makinaya artı değer katar. Her ne kadar sonradan alınan ve makinaya takılacak olan tepe flaşları kadar güçlü ve farklı şekillerde kullanmak mümkün olmasa da makina üzerinde yer alan dahili flaşları da dolgu flaşı veya yavaş senkronizasyon (slow sync) şeklinde kullanmak mümkündür.


SUYA ve TOZA DAYANIKLILIK

Yağmurlu havalarda ve tozlu ortamlarda endişelenmeksizin fotoğraf makinasını kullanabilmek, kesinlikle makina alırken dikkate alınması gereken bir özelliktir. Ancak burada suya dayanıklı derken, makinayı suya daldırmaktan bahsetmiyorum! Dış etkilere karşı mühürlü olan (weather-sealed) makina gövdeleri, çok şiddetli bir yağmur altında olmadıkça her türlü hava şartlarında hiçbir sorun yaratmadan kullanılabiliyor. Bu konuda çok iyi olan makinalara örnek vermek gerekirse:  Nikon D300s, Canon EOS 7D, Olympus E3, Pentax K20D ve benim de uzun yıllar önce kısa bir süre kullandığım Pentax K200D'yi söyleyebilirim.


WIRELESS

Fotoğraf makinasında wireless özelliğinin olması, çekilen fotoğrafları özellikle cep telefonu üzerinden hemen sanal ortama aktarımını mümkün kılması nedeniyle, birçok fotoğrafçı tarafından tercih edilmekte. Tabi bu biraz da fotoğrafçının iş yapma tarzı ve alışkanlıklarıyla da bağlantılı. (Benim için çok önemli olmayabilir ama siz bunu çok önemli olarak değerlendiriyor olabilirsiniz.)


ERGONOMİ - HACİM

Fotoğraf makinasının, kullanan fotoğrafçının eline düzgün bir şekilde oturması, rahat bir kullanım için çok önemlidir. Elleri küçük olan bir fotoğrafçının çok büyük bir makinayı kullanması nasıl daha zorsa, elleri büyük ve parmakları kalın olan bir fotoğrafçının da çok küçük olan bir makinayı ve üzerindeki düğmeleri rahatlıkla kontrol edebilmesi zordur. Bu nedenle, fotoğraf makinası satın alırken her zaman için öncelikle ele uyumu denenerek satın alınmalıdır.




AĞIRLIK

Fotoğraf makinalarının ağırlıkları, aynalı-aynasız olma durumu, malzeme kalitesi, sensör büyüklüğü, yer aldığı segment, vizörün olup olmaması gibi birbirinden çok değişik nedenlerle farklılaşabilmekte. Yani ağırlık, genel olarak fotoğraf makinasının diğer özelliklerinin getirdiği bir sonuç. Burada önemli olan, fotoğraf makinasında olmasını istediğimiz özelliklerden mümkün olduğu kadar taviz vermeden, uzun saatler boyunca elde veya boynunuzda taşıyabileceğiniz bir makina almak olmalıdır.  Başka bir konuda görüşmek üzere, sağlıcakla kalın...

Yazdır e-Posta