• Anasayfa
  • Makale
  • Belgesel Fotoğrafın Peşinde - Doç. Mustafa Bilge Satkın
Belgesel Fotoğrafın Peşinde - Doç. Mustafa Bilge Satkın
Makale

Belgesel Fotoğrafın Peşinde - Doç. Mustafa Bilge Satkın

Fotoğrafçılığın okulunu okuyan, bu yolda akademik bir yolculuğa çıkmış başarılı isimlerden biri Doç. Mustafa Bilge Satkın. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde, belgesel ve haber fotoğrafçılığı alanlarında çalışmalar yapıyor, dersler veriyor. Aynı zamanda birden fazla sosyal içerikli belgesel fotoğraf projesiyle meşgul. Bu yoğunluğunun arasında GezginFoto'nun röportaj teklifini kabul eden hocamıza fotoğrafla ilgili merak ettiklerimizi sorduk.

Doç. Mustafa Bilge Satkın Kimdir?

Lisans ve yüksek lisans eğitimlerini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Fotoğraf Bölümünde, Sanatta Yeterlilik Eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde. 2006 yılından beri Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde dersler vermektedir. Yurtiçi ve yurtdışında birçok karma sergiye katıldı. İlk kişisel sergisini 2010 yılında konuları İstanbul'da geçen fotoröportajlarından oluşan ''Siyah-Beyaz İstanbul'' adlı sergi ile açtı. 2011 yılında ''Scarecrow'' adlı ikinci kişisel sergisi Bursa Uluslararası Fotoğraf Festivali'nde (BursaFotoFest) ve üçüncü kişisel sergi olan ''Zamansız Ülke Afganistan'' çalışması 2014 yılında Uluslararası Beşiktaş Fotoğraf Festivalinde gerçekleşmiştir. İran, Yemen, Afganistan ve Lübnan gibi ülkelerde çektiği foto-röportajlar Anadolu Ajansı, Afp ve Getty Images'da yayımlandı. Halen sosyal içerikli belgesel fotoğraf çalışmalarına devam etmektedir.

Hocam sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Öncelikle tüm fotoğraf severleri ve okuyucuları selamlıyorum. Ben İstanbul’da yaşayan bir akademisyen ve belgesel fotoğrafçıyım. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf bölümünde 2005 yılından beri Öğretim Üyesi olarak çalışmaktayım. Belgesel fotoğraf ve Haber fotoğrafı başlıklı derslerin yürütücülüğünü yapmaktayım. Akademisyenliğimin dışında son 25 yıldır sosyal adaletsizlik, iklim değişikliği ve göç gibi konuların merkezde olduğu belgesel projeler üzerinde çalışmaktayım.

Fotoğrafçılığa olan ilginiz ne zaman, nasıl başladı? Nasıl bir eğitim aldınız?

Fotoğrafçılığa 14 yaşımda merak salmaya başladım. Ailemde fotoğrafla uğraşan birkaç kişi vardı. Fotoğraf makinesi ve siyah-beyaz karanlık oda ekipmanları benim için kolay ulaşılabilirdi. Başlangıçta bu benim için mekanik aletlere olan bir takıntı şeklindeydi. Onların çalışma prensiplerini anlamaya çalışıyordum. İlk fotoğraflarımı çekmeye başladıktan sonra Üniversitede fotoğraf okumaya karar verdim.

Fotoğraf eğitimi aldığım Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Bauhaus Ekolü ‘nü uygulamak üzere 1956 yılında kurulmuş bir okuldur. Kuruluş aşamasında Prof. Dr. Adolf Schneck ders içeriklerini ve öğretim elemanlarını seçmek için danışman olarak görev almıştır. İlk öğrenciler Almanya ve Avusturya'da yetişmiş Türk hocalar tarafından yetiştirilmiş ve öğretim kadrosunun başına geçmişlerdir. Eğitimim boyunca fotoğrafın belgesel, deneysel ve kuramsal alanlarında uzman birçok eğitmenle çalıştım. Prof. Dr. Güler Ertan, Prof. Dr. Sabit Kalfagil, Kâmil Fırat gibi estetik, tasarım ve sanat tarihi konularında uzman eğitmenlerden çalışmalarım hakkında tavsiye almak ve bilgilerinden yararlanmak kendimi keşfetmemi sağladı. Bu sürecin bir fotoğrafçı için hayati önem taşıdığına inanıyorum çünkü yeterli bilgi ve deneyime sahip olduğunuzda bir proje üzerinde çalışırken karşılaştığınız tüm zorlukların üstesinden gelebilirsiniz.

Eğitim yıllarınızdan aklınızda kalan, paylaşmak istediğiniz bir anıyı sizden dinleyebilir miyiz? 

Üniversite öğrenciliği yıllarımdaki Hocalarımdan Rahmetli Sabit Kalfagil ile yaptığımız Türkiye gezilerini asla unutamam. Sabit hocanın disiplinli tavrı nedeniyle bu geziler benim için çok zorlayıcı geçerdi. Sabaha karşı 4’te yollara düşüp ışık peşinde koşardık. Onun fotoğrafa ve eğitime olan aşkı hem öğrencilik hem de akademik hayatımda benim için örnek olmuştur.

Yurtiçi ve yurtdışında birçok karma sergide yer aldınız. Kişisel sergileriniz oldu. Çalışmalarınız hakkında da bilgi almak isteriz. Daha çok hangi alanda olmayı seviyorsunuz?

Genellikle uzun soluklu Sosyal-Belgesel projeler üzerine çalışıyorum. İklim krizi, çevresel göç ve sosyal adaletsizlik son 10 yıldır ilgilendiğim konuların başında geliyor. Fotoğrafçıların seçtiği konuların kendi geçmişleriyle ilişki içerisinde olduğunu düşünüyorum. Hiçbir organik bağınızın olmadığı insanların hikayelerine odaklansanız bile kendi hayatınız ile ilgili bir bağlantı bulmaya çalışırsınız. Aslında bu, benim hikayelerime bakış refleksimi açıklıyor.

Bir belgesel fotoğraf projesi çalışmaya başlarken nasıl bir plan oluşturuyorsunuz?

Ben öncelikle konu ile ilgili detaylı saha çalışması yaparak konuyu anlamaya çalışıyorum. Bu insanlar kim? Sorun nedir? Bu hikâyeyi anlatacak doğru kişi ben miyim? Bu sorulara cevap bulduktan sonra makalemi yazıyorum. Makale benim yol haritamı oluşturuyor. Her cümlenin karşılığına denk gelen fotoğrafları arıyorum. Tabi yol haritasının dışında karşılaşılan sürprizlere her zaman rastlanır. Ve bu fotoğraflar eşsiz anlatımlar oluşturabilir.

 Hikayelerimi çekerken insanlarla ilişki kuruyorum. Öncelikle bilmemiz gereken şey fotoğraf makinası bir ortama dahil olduğunda oradaki olay kurgusunu etkiler. Bunu ortadan kaldırmak için insanların sizin oradaki varlığınıza alışmasını sağlamanız gerekiyor. Buna özen gösteriyorum. Konu ile mümkün olduğunca vakit geçiriyorum. Bu yavaş gazeteciliğin önemli bir kuralı. Karşılıklı bir güven ortamının kurulması gerekiyor. Benim bu hikâyeyi anlatacak doğru kişi olduğumu onlara göstermem çok önemli.  Bu koşullar sağlandıktan sonra sizin oradaki varlığınız sorgulanmıyor.  Bu aynı zamanda hikâye anlatıcısının sessiz tanıklık yaptığı fotoğraflarında oluşmasını sağlayabiliyor.

Belgesel fotoğrafçılığın olmazsa olmazları nelerdir?

Eleştirel bakış açısı, Özgünlük, Sessiz tanıklık, İletişim ve Sıkı çalışma 

Bildiğimiz kadarıyla Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye’nin (UNDP) projelerinde çalışıyorsunuz. Bize bu projeler ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

2017 yılında çalıştığım Üniversite ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye arasındaki bir mutabakat ile Birleşmiş Milletler Stratejik planlarında fotoğraf projesi üretmek için 1 yıllığına görevlendirildim. Bu süreçte UNDP’ ın yoksulluğun azaltılması, demokratik yönetişim, iklim değişikliği, afet riski ve ekonomik eşitsizliği içeren sürdürülebilir kalkınma amaçları doğrultusunda Türkiye’nin çeşitli yerlerinde projelerde çalıştım. Bu süreçte ürettiğim foto röportajlar Birleşmiş milletlerin çeşitli yayınlarında yer aldı.

Yaklaşık 20 yıldır fotoğraf alanında akademik çalışmalarınız, onlarca  öğrenciniz oldu. Fotoğrafın akademik yönü kişiye ne katıyor?

Fotoğraf icadından günümüze hep teknolojiye bağımlı bir sanat dalı olmuştur. Özellikle fotoğrafın dijitalleşmesi ile başlayan süreçte, akıllı telefonlar ve sosyal medya mecralarının hayatımıza girmesi fotoğrafa olan ilginin artmasına sebep oldu. Toplumun her kesiminden fotoğraf ile ilgilenen çok sayıda insan ortaya çıktı. Günümüzde fotoğraf çekmenin sadece deklanşöre basma eylemi olduğu görüşü oldukça yaygın. Bu sebeple çoğunlukla üretilen fotoğrafların biçimsel yönünün daha baskın olduğunu içerik kısmının pek önemsenmediğini düşünüyorum. Bu noktada Sanat okullarının veya akademilerin verdiği fotoğraf eğitimi önem taşıyor. Çünkü fotoğraf eğitimi içinde fotoğrafçı görsel antropoloji, sosyoloji ve toplum bilimi gibi birçok branşın kuramsal teorisinden faydalanmak zorunda.

Bir eğitimci fotoğrafçı olarak, fotoğrafçılığı öğrenmek isteyenlere tavsiyeleriniz neler olur? Bu işin okulunu okumayanlar nereden başlamalı?

İlk olarak temel fotoğraf bilgisini bir kurs ya da bu bilgileri içeren bir kitap yardımıyla öğrenerek başlanmalı. Daha sonra bir süre bu bilgiler pratikte uygulanarak tekniğe hâkim olunmalı. Buraya kadar ki süreç aslında en kolay olanı. Özellikle sanat tarihi ve fotoğrafın kuramsal teorileri üzerine bilgi sahibi olmak bu konuda okumalar yapmak çok önemli. Sizden öncekilerin nasıl gördüğünü bilmeniz anlamanız gerekiyor. Bu şekilde estetik kavramı hakkında bir fikriniz olabilir. Fotoğrafçı yaşadığı dünyaya karşı duyarlı olmalıdır. Fotoğrafçı olmak isteyenler fotoğrafın sadece deklanşöre basma eylemi ile oluştuğu düşüncesinden kurtulup, onun bir ifade aracı olduğu ve kişinin entelektüel bilgisiyle ilişki içerisinde bulunduğunu unutmamalılar.

Türkiye’de fotoğrafçılık alanında yapılan çalışmalar hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyoruz. (Fotoğraf eğitimleri, geziler, yarışmalar, foto maratonlar, sergiler, kitaplar)

Türkiye’de bahsettiğiniz fotoğraf alanında yapılan çalışmaların büyük bir kısmının genelde amatör fotoğrafçılara yönelik olduğu düşüncesindeyim. Bu bağlamda Fotoğraf eğitimleri ve geziler amatör fotoğrafçıların gelişimi için önemli sayılabilir. Fotoğraf yarışmalarının fotoğrafçılar üzerinde motivasyon artırıcı bir etkisi olduğunu düşünmekle beraber bu yarışmaların formatının değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu tür yarışmaların fotoğraf projesi hibesine dönüşmesi ülke fotoğrafına daha fazla katkı sağlayacaktır. Bunun dışında Türkiye’de bir tane fotoğraf festivali olması fotoğraf adına önemli bir kayıp. Fotoğraf festivalleri amatör ve profesyonel fotoğrafçıları buluşturan, birçok nitelikli sergiye ulaşabileceğiniz, portfolyo değerlendirmeleri ve panelleriyle hem fotoğrafçılar hem de fotoğraf severler için önemli buluşma noktalarıdır. Umarım bu fotoğraf festivallerinin sayısı artar.

Dünya çapında ve Türkiye’de ilgiyle takip ettiğiniz fotoğrafçılar var mı?

Aslında çok fazla isim var. Uluslararası fotoğrafçıları takip etmek ve fotoğraf albümlerini incelemek için çok fazla vakit harcıyorum. Birkaç isimden bahsetmem gerekirse; Diane Arbus, Vanessa Winship, Simon Norfolk ve James Nachtwey’in çalışmaları beni hep etkilemiştir. Türkiye’de takip ettiğim fotoğrafçılar var. Bunlar genelde uzun soluklu sosyal belgesel alanında proje üreten fotoğrafçılar.

Sosyal medyadaki fotoğraf ‘çılgınlığına’ yaklaşımınız nedir? Bu tür platformlar fotoğrafçılığı  nasıl etkiliyor?

Fotoğraf tabanlı sosyal medya platformlarının kişinin kendi imajını (personalarını) yansıtma çabasına aracılık etmesi en belirgin misyonu gibi görünse de artık pek çok sanat dalının da sergilendiği bir mecra haline gelmiş olması dikkat çekicidir. Kurumsal kimliğe sahip yapılar, ajanslar, müzeler, sanat galerileri ve basılı medyanın görsel ürünleri kadar amatör ya da profesyonel sanatçıların üretimleri de bu platformlarda kendine geniş bir yer edindi. Fotoğraf çeken amatör-profesyonel fotoğrafçıların büyük çoğunluğu portfolyolarını paylaşarak diğer kullanıcıların (izleyicilerin) yorumlarını alabilmek için bu platformları kullanmaktadır.

Günümüzde oluşan fotoğraf akımları hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Sokak fotoğrafçılığı tarzının yeni ortaya çıktığıyla ilgili yanlış bir kanı hâkim. Sokak fotoğrafçılığı, kameraların taşınabilir olmasından itibaren yaklaşık yüzyıldır yaygın olarak üretilen bir fotoğraf tarzıdır.Türün en iyi bilinen ustaları, Henri Cartier-Bresson ("karar anı" terimini populerleştiren kişi ), Robert Frank (çığır açan kitabı "The Americans" ile tanınır), Helen Levitt, Garry Winograndi, Elliot Erwitt gibi fotoğrafçılardır. Özellikle fotoğraf temelli bazı sosyal medya mecralarının kullanımının popülerleşmesi bu üretim tarzının ön plana çıkmasını sağlamıştır. Geçmişte üretilen sokak fotoğraflarıyla günümüzde üretilen sokak fotoğrafları arasında bir üslup farkından bahsedilebilir. Günümüzdeki sokak fotoğrafı üretimlerinin geometrik yapısı ve ışık özelliklerinin daha ön planda olduğunu göze çarpmaktadır. Çeşitli kaynaklarda günümüzde üretilen bu sokak fotoğrafları için artık “Çağdaş Sokak Fotoğrafı” terimi kullanılıyor.

50 yıl sonra bugünün fotoğrafı/ fotoğrafçılığına bakanlar ne görecek?

Aslında biz 50 yıl önceki fotoğraflara baktığımızda ne görüyorsak, 50 yıl sonra bugünün fotoğrafına bakanlar benzer fikirler yürütecektir. Şu an hala fotoğraf belge olma misyonunu üzerinde taşımakta. Bugünün hala Belgesel fotoğraflarda çekildiği döneme ait okumalar yapabileceğiniz bilgiler mevcut. Bunun ileride değişeceğini düşünüyorum. Özellikle yaygınlaşmaya başlayan Post-Belgesel üretimlerin kurgu tabanlı yapısı gelecekte bu fotoğrafların geçmiş ile ilgili ne kadar doğru bilgi vereceği konusuna şüphe ile yaklaşıyorum.

Planladığınız ya da çalışmakta olduğunuz projeleriniz varsa bilgi alabilir miyiz?

Şu an için önceliğim 2021 yılında Lucie Foundation Bursuna layık görülen “Drowned History” adlı projemi bir fotoğraf kitabı oluşturarak tamamlamak. Doğru tasarımı ve uygun düzenlemeyi bulmak için denemeler yapıyorum. Ayrıca, sosyolojik ve yıkıcı çevresel etkileri olan  başka bir fotoğraf hikayesi üzerinde çalışmaktayım. Henüz bir yıldır bu proje üzerinde çalışıyorum. İsmini şu an açıklamak istemiyorum. Genelde birkaç projeyi aynı anda çalışmayı tercih ediyorum.  Odağımı zaman zaman farklı projeler arasında değiştirerek heyecanımı taze tutmayı sağlıyorum.

Etiketler: fotoğraf, ileri fotoğrafçılık

Yazdır e-Posta