Müziğin Fotoğrafı Çekilir mi?
Makale

Müziğin Fotoğrafı Çekilir mi?

Her seferinde farklı bir Duru olarak çıkıyorum kendi karşıma. Anları kovalayan, kovalarken de anda kalmayı başaran biri olarak... Hem bir adım önde hem de olduğu yerin farkında... İşte belki de bu yüzdendir yıllarca okuduğum mühendisliğin üzerini bir kalemde çizip konser fotoğrafçısı olmam… Nedir bu konser fotoğrafçılığı, gelin beraber tartışalım.

Yazı ve Fotoğraflar: Duru BÖRÜ

 

Fotoğrafın Sesi Olur mu?

Konser fotoğrafı felsefesinin temelinde 3 ana unsur yatar: Işık, ses ve düşünce. Işık, fotoğrafı oluşturan ana etkendir. Kırılır, sensöre ulaşır ve görüntüyü bize yansıtır. Temel fizik prensipleri diyebiliriz. Buraya kadar her şey tamam, peki ya ses?

Fotoğrafın nasıl sesi olabilir ki, video mu bu? Konser fotoğrafı, ses olmadan sadece fotoğraftan ibaret kalır. Ses dediğimiz müziktir. Bu noktada şunu açıkça söyleyebilirim ki konser fotoğrafının bir sesi olmalı, sadece göze değil, kulağa da hitap etmelidir. Sevdiğiniz müzisyenin bir fotoğrafına bakarken, ona ait en sevdiğiniz şarkı birden ağzınızdan dökülüyorsa, tebrikler bu iki birleşenin tamamlandığı bir fotoğrafa bakıyorsunuz demektir. Ve son olarak -bana göre en önemlisi- düşünce!  Düşünceler eylemlerin yansımasıdır. Düşünce ve eylemlerin birleştiği noktada “an” ortaya çıkar. Bizim de peşinden koştuğumuz, yakalamak istediğimiz esastır o, an. Eğer sahnedeki sanatçı sinirliyse bu durum çektiğiniz fotoğraflara da yansır. Siz de sinirli bir an yakalamış olursunuz. Keza, bir fotoğrafçı olarak sizin de modunuz düşük, kafanızda bin bir düşünce dolanıyorsa, bu sizin eylemlerinize ve sonuç olarak yakaladığınız anlara yansır. Fotoğrafa baktığınız zaman, “Evet ben şu an konserdeyim” diyebiliyorsanız, sanatçının mimiklerini okuyup onun hissettiklerini hissedebiliyorsanız ya da baktığınız fotoğraf ruhunuza dokunuyorsa, işte o ‘andır’ o fotoğraf. Siz de sanatçı da fotoğrafçı da andadır. An dediğimiz ise fotoğrafın ruhudur. Konser fotoğrafçılığının temelidir.

Niş Bir Alan

Konser fotoğrafçılığı, günlük hayatta pek karşınıza çıkabilecek bir fotoğrafçılık alanı değildir. Tüm fotoğrafçılık türleri arasında en niş alanlardan biridir. Bu noktada sizin de bu alanda bir fark yaratmanız ve yaratıcı olmanız gerekir. Sadece sahneyi, solistin birkaç portresini çekmek, sizi konser fotoğrafçısı değil, sıradan bir çalışan yapar. Fotoğrafçıyı sıradanlıktan kurtaracak en iyi şey ise cesur olmaktır. Konser fotoğrafçılığı sizin kendinizi deneyebileceğiniz, kendinizi ayrıştırabileceğiniz iyi bir alandır.

Bir arkadaşım bana şöyle demişti: “Duru, seni diğerlerinden ayrıştıran nokta, sahnede kendi özgür alanını yaratıp, o alanda hayallerini yaşaman. Seni farklı yapan bu.” Evet, doğruydu. Konser esnasında o özgür alanı yaratıp, hayallerinizi yakalamanız gerekiyor. Sürekli denemek, konser alanını iyi tanıyıp çekim alanlarınızı keşfetmek size geniş bir alan yaratıyor. Bu nedenle konserden önce, soundcheck’lere dâhil olup mekânı tanımak, grubu ve davranışlarını anlamak çok önemlidir.

Soundcheck’ler sayesinde ışığın nereden nasıl geleceğini gözlemleyebilir, ışıkçı ile iletişime geçip hangi şarkıda nasıl bir ışık kullanacağına dair bilgiler alabilirsiniz. İletişim kurmak size her zaman yardımcı olacaktır. Konser süresince tüm teknik ekiple, prodüksiyon ekibiyle ve sanatçıyla sürekli iletişimde olmanız gerekir. İletişim, sizin bakış açınızı genişletecek, yakalamanız gereken anları kaçırmamanızı sağlayacaktır.

Her sanatçının iletişim yolu farklıdır. Bazı sanatçılar, konser öncesi kuliste hangi pozu, nereden, nasıl istediğini anlatmayı tercih eder. Bazıları ise konser anında sahneden sizi yönlendirir. Bu konuda örnek verilmesi gerekirse, bana göre maNga grubunun solisti Ferman Akgül çok iyi bir örnek, çok da iyi bir frontman’dir. Konser sırasında hem ekibi hem de fotoğrafçıyı yönlendirebilirken, aynı zamanda seyircinin nabzını düşürmeden sahnede eğlenmeye ve eğlendirmeye devam eder. Ferman’ın tek bir bakışından, ne zaman nerede duracağını, hangi pozu vereceğini çok rahat anlarsınız.

 

Eğlenerek Çalışabilmek…

Konser fotoğrafçılığında, fotoğraftan önemli bir şey varsa, o da eğlenmektir. Eğer bir gün konserlerde denk gelirsek, beni sahnenin önünde, yanında veya üzerinde dans ederken görmeniz mümkündür. Çünkü öncelikle bu işi sevmeniz, bu işin her anından zevk almanız gerekir. Günün sonunda baktığınız zaman insanların sosyalleşmek için gittiği yerler sizin işiniz olmuştur. Bu işi yapmaktan mutluluk duymazsanız, eğlenmezseniz, bir noktadan sonra sizin için külfet haline gelir ve bu durum çektiğiniz fotoğraflara da yansır.

Konserler gelip geçer. Ardından hatırlanacak olanlar ise sadece yakaladığınız anlar, çektiğiniz fotoğraflardır. Peki, bu fotoğraflar nasıl çekilir? Daha fazla nasıl hatırlatılabilir? Daha fazla konser anısı için bir sonraki sayıda buluşalım!

Etiketler: fotoğraf, kamera, ileri fotoğrafçılık

Yazdır e-Posta