• Anasayfa
  • Makale
  • Moğolistan'ın Dağlarında Yaşayan Türk Obası ve Adaletle Yeşeren Çocuklar
Makale

Dünyanın En Tehlikeli Yolu D-915

2021 Dakar Rallisi kamyon kategorisi şampiyonu Dmitry Sotnikov ve beş defa Türkiye Ralli Şampiyonu ve Avrupa Ralli Şampiyonu olan Red Bull sporcusu Yağız Avcı en hızlı olmak için limitleri zorladı. Dmitry yaklaşık 10 ton ağırlığında, deposu 1000 litre yakıt alabilen, 1150 beygir gücündeki Kamaz Master kamyonu ile Yağız Avcı’nın hızlı ve çevik Ford Fiesta R5’ine karşı yarıştı. Buradan anlıyoruz ki toz toprak içinde bir çekim oldu.

Sanırım çalıştığım en heyecan verici projelerden biri. 1916 yılında Ruslar tarafından inşa edilen 173 km uzunluğundaki D-915 yolunun Çaykara ve Bayburt arasında kalan ve Soğanlı Geçidi - Demirkapı Mevki olarak adlandırılan bölümü, sürücüler için dünyanın en tehlikeli yolları arasında gösteriliyor. 2330 metre rakıma sahip bu yolda tam 13 tane keskin viraj bulunuyor. Ama öyle böyle virajlar değil! Bu yolda araç kullanmak gerçekten çok iyi yetenek ve cesaret istiyor. Burası net! Fakat fotoğraflarını çekmek için gittiğim proje, konuyu bir üst seviyeye taşıyor. Duyunca heyecanımı gizleyemedim. Son derece dikkatli şekilde araç kullanılması gereken, keskin virajların, yol kenarında yüzlerce metrelik uçurumların olduğu bu yolda yarışmak mı? Üstelik yarışacak araçların biri kamyon diğeri ise otomobil!

Yazı ve Fotoğraflar: Mahmut Cinci / Red Bull Content Pool

Çekim için İzmir’den Trabzon’a uçuyorum. Hava harika. Ekiple otelde buluştuktan sonra hemen bir toplantı içinde buluyorum kendimi. Fotoğraf kısmında dört fotoğrafçıyız. Hepimiz de zıpkın gibi fotoğrafçılar, iyi ve eğlenceli bir ekip olduk. Aynı zamanda video prodüksiyon ekibi ile koordineli olmalıyız. Onlar da baya kalabalıklar. 13 keskin virajın olduğu kısmı 13 ayrı etap olarak planlıyoruz. Her bir viraj bir çekim noktası olacak, buna ilaveten su geçişleri atlama noktaları ve lifestyle çekimler ile bütün prodüksiyonu 72 saat içinde bitirmeyi planlıyoruz. Hızlı bir ‘location check’ Derebaşı virajlarına gidip notlarımızı alıp otelimize dönüyoruz ve ilk gün için dinlenmeye çekiliyoruz.

04:30’da alarmın sesi ile uyanıyorum. Geceden hazırladığım çantamı alıp hızlı bir kahvaltı sonrası 05:00’te araçlara binip yola çıkıyoruz. Kamaz ve Ford Fiesta R5, 2500 metre rakımda kurulan kamp merkezinde pilotlarını bekliyorlar. Biz yukarıya kadar çıkmayıp aşağıda daha önceden belirlediğimiz çekim noktalarımızda yerlerimizi alıyoruz. Tüm hazırlıklar tamam. Artık o güçlü motor seslerini duymaya ve yanımda bulunan Nikon D3s, D4s ve D5’in güçlü shutter sesleri ile onlara eşlik etmeye hazırım. Fakat o da ne? Bir anda her yeri kaplayan bulut örtüsü görüşü imkânsız kılıyor. Öylesine zorlu doğa koşulları var ki D-915’te, hiçbir hava tahmin uygulaması size net bir şey söyleyemiyor.

Öğleye doğru bulutların aralanması ile telsizlerimizden araçların yola çıktığı haberini alıyoruz. Ve işte Ford Fiesta R5’in o müthiş sesi duyuluyor ilk olarak. Yağız her zamanki gibi hızlı bir şekilde bana doğru yaklaşıyor. Kadrajıma girmesi ile çıkması sadece birkaç saniye alıyor. Çok hızlı gerçekten! Doğru konumlandığım ve zamanlamada hata yapmadığım için istediğim kareleri almanın verdiği mutluluk ile makinemim ekranına bakıyorum. İşlem tamam. Tabi Yağız’ın fotoğrafı için. Sırada Kamaz ile Dmitry var. Daha önce defalarca motor sporlarının en üst seviye yarışlarını fotoğrafladım. Formula 1, WRC, Superbike gibi. Hepsinin sesi gerçekten çok etkileyici bir senfoni gibi. Ancak Kamaz, nasıl tarif edebilirim bilmiyorum ama o 10 tonluk heybetli araç Dmitry’nin gaza her basışında adeta kükrüyordu. Onu vizörde ilk gördüğümde bir yanımı olayın tadını çıkartmak için o güzel sesi dinlemeye, diğer yanımı ise full konsantrasyon ile onun en iyi fotoğrafını almaya ayırmıştım. Öyle de oldu. Yorucu bir günün ardından yaklaşık iki saatlik yolculuk ile otelimize doğru yola çıkıyoruz. Akşam yemeğinden sonra kartlar boşaltılıyor ve bataryalar dolduruluyor. İlk günün fotoğrafları arasından en iyileri seçiliyor ve editleniyor. Bu rutin önümüzdeki üç gece daha böyle devam edecek. Sanırım pamuk gibi bir uyku beni bekliyor!

Bu gibi çekimlerin en güzel yanı her gün farklı alarm kurmanıza gerek kalmıyor. :) Yine 04:30’da alarmın o güzel sesi uyanmam gerektiğini hatırlatıyor. Henüz gün doğmadan dağ yollarını tırmanıyoruz. Gün ışıdıkça hava şartları bugün de bizi ve video ekibini zorlayacak görünüyor. Bu sefer doğrudan kamp merkezine çıkıyoruz. 2500 metre yükseklikte ve sabah saatlerinde hava gerçekten çok sert. Bazen görüş o kadar düşüyor ki 30 metre ötesi ancak görünüyor. Gökyüzüne bakınca birkaç saat daha burada olacağımızın sinyalini alıyoruz. Bu zamanı lifestyle fotoğrafları çekmek için kullanmaya karar veriyoruz. Biz çekimi bitirmek üzereyken hava açıyor ve araçlar D-915’in keskin virajları için yola çıkmaya hazırlanıyor. 13 virajın ortalarındayız. Bugün çekebildiğimiz kadar virajı çekip hava şartları nedeniyle kaybettiğimiz zamanı telafi etmek istiyoruz. Fakat ne zaman bir sorunu aşsak yeni ve daha büyük bir sorun bizi bekliyor. Yağız’ın aracının şanzıman arızası çekimleri durma noktasına getirdi. Hızlıca çözüm üretmemiz gerekiyor ve mevcut planı güncelleyip Kamaz ile çekimlere devam ediyoruz. 

Üçüncü güne, Yağız’ın aracındaki arıza giderilmiş olarak başladık. Fakat planın gerisindeydik ve çekimlerin dördüncü güne sarkması artık kaçınılmazdı. Neyse ki Karadeniz’in sert doğası bize güneşli yüzünü gösterdi ve güneşli bir günde deklanşörlerimize bastık. Kalan virajları bugün bitirip, son gün su geçişini ve diğer çekimleri tamamlamayı planlıyoruz. Günün sonuna doğru 13. virajı tamamlıyoruz ve ertesi gün su geçişinde her iki aracı fotoğraflamak için sabırsızlanıyoruz. Çekimler bir gün uzasa da son gün, finali başarıyla yapıp istediğimiz kareleri alıyoruz. Yağız, Ford Fiesta R5 ile sudan son derece hızlı geçerken, Dmitry bize Kamaz’ın önüne çıkan her engeli kolaylıkla aşabileceğini gösteriyordu. 

Bu çekim için ekipman çantamı hazırlarken yanıma gövde olarak Nikon D5, D4s, D3s; lens olarak Nikkor 14-24mm f/2.8, Nikkor 24-70mm f/2.8, Nikkor 70-200mm f/2.8, Nikkor 16mm f/2.8 Fisheye ve Nikkor 50mm f/1.4 lenslerimi aldım. Ayrıca fotoğraf çekimlerinde, bulunmamın güvenli olmayacağı noktalara kamera yerleştirmek üzere minik tripodlarımı ve o kameraları uzaktan senkron olarak tetikleyecek tetikleyicilerimi de yanıma almayı ihmal etmedim. Böylece aynı zamanda 3 kameramı senkronize olarak kullanarak, bir araç geçişinden 3 farklı açıdan fotoğraf alabildim. Araçlar son derece hızlı olduğu için yüksek enstantane kullandım. Genelde 1/1000 ile 1/1600 arasında enstantane hızlarında çalıştım. Tabi ışığın durumuna göre bu zaman zaman değişkenlik gösterdi. 

Derebaşı virajlarında çalışmanın en zorlu yanlarından biri yolun oldukça dar olması ve çekim için sizin durabileceğiniz yerlerin genelde kayalıkların üzerinde bulunmasıydı. Hızlı hareket etmeli ve güvenli noktaya kendimi ve ekipmanlarımı transfer etmeliydim. Normal araçların saatte 20 km hız ile gittikleri bu yolda, Yağız ve Dmitry bazen 100-120 km hızlara ulaştılar. Bu benim için her seferinde hızlı ve doğru karar vermek anlamına geliyordu. Toz ve toprak kadar yolun yapısından kaynaklı olarak lastiklerden seken kaya parçaları için de dikkatli olmalıydım. Bölgenin heyelan bölgesi olması da ayrı bir risk unsuru. Sürekli değişen hava koşulları yanımda hem kalın hem de ince giysiler taşımama sebep olurken, çekimler sırasında zaman zaman karşılaştığım ve sohbet etme fırsatı bulduğum yöre halkının sıcak ilgisi içimi ısıttı.

Etiketler: etkinlikler, fotoğraf, ileri fotoğrafçılık

Yazdır e-Posta