• Anasayfa
  • Makale
  • Moğolistan'ın Dağlarında Yaşayan Türk Obası ve Adaletle Yeşeren Çocuklar
Makale

5 Duyu Organına Aynı Anda Hitap Eden Tek Ülke Hindistan

Dünyanın en eski inanışlarına ve kültürlerine ev sahipliği yapan ve her yıl daha fazla turisti kendine çeken Hindistan’I beş ay baştan aşağı gezdim. Ben bu ülke için söylenen “Ya aşık olursunuz ya da nefret edersiniz, ortası yoktur.” sözünün aşık olanlar tarafındayım. Çünkü bu ülkede tüm duyu organlarımın aynı anda uyarıldığını hissederek, her gün başka bir eşsiz deneyim yaşadım.

Yazı ve Fotoğraflar: Anıl ÜNLÜ 

Instagram: @gezmekenkolay

Evet, bu ülkenin havası, sokakları çok pis, yemekler hijyen standartlarıyla alakası olmayan yerlerde pişiyor, inekler her yerde, insanlar sizden gözlerini ayırmadan bakıyorlar ve liste böyle uzayıp gidiyor. Bunların hepsi doğru fakat bu ülkeye gelmeden önce kabul etmemiz gereken ilk şey şu: Hindistan’ı gezmeye ve tanımaya geliyoruz, yargılamaya değil! Onların binlerce yıldır devam ettirdikleri yaşam tarzlarını aşağılayıp, fazlasıyla kötü genellemelerde bulunanlarla aynı hataya düşmemeliyiz.

Aylar boyunca topladığım bilgileri, tavsiyeleri ve püf noktaları sizinle paylaşmak istiyorum. Hindistan’a gelen herkesin doğru yerlere gidip güzel tecrübeler yaşayarak bu ülkenin gerçek güzelliklerini görmesi için size 10-15 günlük bir rota çıkarttım. En temel yerlerden ve tecrübelerden oluşan listemiz, başkent Delhi ile başlıyor.

Delhi- Lotus Template

Yeni Delhi

Başkent Yeni Delhi, Hindistan’a giriş yapmak için çok doğru bir şehir. Ülkenin ne kadar pis olduğunu, inekleri her yerde görebileceğinizi, sokak yemeklerini ve binlerce yıllık kültürün kalıntılarını zaten okudunuz veya okumuşsunuzdur. Bu söylentileri kendi gözlerinizle görmek ve Delhi’nin ruhunu yaşamak için Paharganj bölgesinde konaklamanızı öneririm. Tren istasyonunun hemen karşısındaki bölge, sokak yemekçileri ve hediyelik eşyacılarla dolu. Hint yemeklerine giriş yapabileceğiniz güzel restorantlar da her sokakta mevcut.

Her fotoğraftan sonra keşke şu kokuyu ve sesi de ekleyebilseydim diye düşündüğüm Eski Delhi bölgesinde rahatlıkla bir gün geçirebilirsiniz. Şehrin etrafında gitmek isteyeceğiniz her yere de tren istasyonundan bineceğiniz metro ile ulaşım sağlayabilirsiniz.

Yeni Delhi’de gezilmesi gereken yerler; Eski Delhi, Red Fort, Jama Masjid, Delhi Gate, Humayun’un mezarı, Lotus Temple, Akshardam, Qutub Minar olarak sıralanabilir. Buraları biraz tarih araştırmasıyla gezmenizi kesinlikle tavsiye ederim, çünkü birçoğu diğer şehirlerde gezeceğiniz yerlerle tarihi olarak bağlantılı.

Agra Kalesi

Agra

Dünyanın Yedi Harikası’ndan birisine ev sahipliği yapan bu şehirde gezmeniz gereken en önemli yer tabii ki Taj Mahal. Günün ilk ışıklarıyla eşsiz güzelliğe bürünen bembeyaz anıt mezarın tadını çıkartmak için sabah 05:30 gibi bilet kuyruğu ve sonrasındaki giriş kuyruğunda yerinizi alın. Hem hava ısınmadan gezmek daha kolay hem de daha az insan varken fotoğraf çekme şansınız olacaktır.

Bir hatırlatma: Girdiğinizde karşınıza çıkan havuzlardan yansıma fotoğrafları çekmek için yarım saatiniz var, sonrasında fıskiyeler çalışmaya başlıyor.

Agra’da gezilmesi gereken ikinci yer ise Agra Kalesi. Yüzüklerin Efendisi setini andıran, her açısı fotoğraf çekmek için gayet simetrik ve görkemli olan bu kaleyi, Taj Mahal sonrasında yiyeceğiniz güzel bir yemeği sindirirken gezebilirsiniz. Akşamında da Sadar Bazaar ismindeki akşam pazarına gidebilirsiniz. Burası görece hijyenik ve kesinlikle lezzetli yemekleri bulabileceğiniz, yerlilerin akın ettiği bir açık hava marketi. Sokak yemeği denemek istiyor fakat henüz cesaret edemediyseniz burası denemeye başlamanız gereken yer. Bunun için birkaç tavsiyem var:

  • Kızarmış, haşlanmış ve ızgarada pişmiş şeyleri rahatlıkla yiyebilirsiniz. Benim favorilerim; Pav Bhaji, paratha, dosa, samosa, puri.
  • Musluk sularından ve buzdan uzak durmalısınız.
  • Yerlilerin yediği ve önünde kalabalık olan yerler, sürekli yeni malzeme kullandığı için tercih sebebidir. Beklemiş şeylerden kesinlikle uzak durun.
  • Ve tabii ki o renk cümbüşü yemeklerin fotoğraflarını çekmeden yemeye başlamayın. 😊

Jaipur- Amer Fort 

Jaipur

Burası pembe şehir olarak biliniyor. Kumtaşından yapılmış binalar, kaleler ve saraylarla dolu bir şehir. Şehrin merkezindeki Hawa Mahal, en popüler fotoğraf noktalarından birisi. Benim tavsiyem, karşısındaki kafenin terasına çıkıp fotoğrafları oradan çekmeniz yönünde... Hemen ilerisindeki Şehir Sarayı’nı da gezdikten sonra rotanızı Amer Kalesi’ne çevirin. Şehrin 10 kilometre dışındaki bu kale, Hindistan tarihini anlamak ve fotoğraf çekmek için biçilmiş kaftan.

Amer Kalesi’ne giderken sağ taraftaki Jal Mahal’i uzaktan izlemeyi ve kimse sorsanız gösterecekleri kumaş baskı atölyelerini gezmeyi unutmayın. Sonrasında bir diğer önemli yer olan Maymun Tapınağı’na gidip, maynunların ve tapınağın göllerinde yıkanan insanların fotoğraflarını çekebilirsiniz.

Jaipur’da her fotoğrafçının uğradığı efsanevi bir yer var: Patrika Gate. Şehrin güneyindeki bu yapıyı ziyaret ederseniz fotoğraf çekmeye doyamayacaksınız!

Holi Fest

 Varanasi

Dünyada insanların yaşamaya değil ölmeye geldiği tek şehir olan Varanasi, Hindistan’ın olmazsa olmazları arasında. Hindu inanışa göre Ganj Nehri’nin yanındaki bu şehirde ölürseniz, burada yakılıp külleriniz Ganj Nehri ile buluşursa, ruh huzura eriyor! Bu sebeple insanlar bu şehre gelip, ölüm otellerinde aylarca ölmeyi bekliyorlar. Sonrasında da hemen nehrin kenarındaki yerlerde yakılıyorlar. Yanlarına gidip izleyebiliyorsunuz ve ölüm hakkında düşünmek için fazlasıyla yoğunlaşabileceğiniz bir yer. Fakat etik olarak fotoğraf çekmemenizi istiyorlar.

Şehrin geri kalanı tam bir fotoğraf stüdyosu. Nehirde yüzen inekler, yıkanan insanlar, meditasyon yapan rahipler, gün doğumu ve gün batımında yapılan Aarti törenleri, sonrasında nehre bırakılan mumlar ve çiçekler derken bu şehirde en az üç gün kalıp şehre ve fotoğrafa doymanızı tavsiye ederim.

Khajuraho- Western Templates 

Khajuraho

Ulaşımı çok kolay olmasa da kesinlikle gidilmesi gereken bir kasaba Khajuraho. 950-1050 yılları arasında yapılmış 83 tapınağın sadece üçü çok iyi korunmuş şekilde günümüze ulaşmış ve bu kasabaya yüzbinlerce turisti çekmeyi başarıyor.

Herkesin görmeye geldiği şey bu tapınakların üzerindeki heykeller aslında. Günlük hayatı heykellere inanılmaz bir zerafet ve yetenekle işlemişler. Bazı kadın heykellerinin saç modelleri üzerine tez bile yazılmış. Tavsiyem, Western Group Temples denilen bölgeye öğleden sonra girmek ve gün batımını tapınak bölgesinde görmek. Nefes kesici fotoğraflar çekebileceğinize eminim.

Tavsiyelerim:

  • Pazardan bir ürün alıyorsanız, tuktuk ile bir yere gidiyorsanız veya resmi fiyatı olmayan bir şeye para ödüyorsanız, mutlaka pazarlık yapın.
  • İnsanların ve çocukların fotoğraflarını çekmeden önce izin isteyin. Sonrasında sert bir tepkiyle ya da para isteyen insanlarla karşılaşmak can sıkıcı olabiliyor.
  • Tuktuk ile yolculuk yapmak zorunda değilseniz, Uber kullanın. Pazarlık stresinden kurtulmak iyi gelecektir.
  • Restoranlardaki baharat seviyelerine alışmakta güçlük çekiyorsanız az baharatlı yapmalarını isteyin. Sizi memnun etmek için her şeyi yaparlar.
  • İnsanlara “Hayır!” demekten çekinmeyin. Eğer istemiyorsanız fotoğraf çektirmeyin, tokalaşmayın. Çünkü siz insanları kişisel alanınıza aldıkça, onlar daha fazla gelmek ve dokunmak isteyecekler. Tabii ki insanlarla iletişim kurun ve korkmayın ama üç kişiyle fotoğraf çektireceğinizi zannederken yirmi kişi sizinle tek tek fotoğraf çektirmek için yanınıza gelebilir.

Jaipur- Patrika Gate

Etiketler: kültür

Yazdır e-Posta