• Anasayfa
  • Makale
  • 65 Yıllık Gazeteci Kıbrıs Gazisi Savaş Muhabiri Ergin Konuksever’in Aksiyon Dolu Anıları
Balinanın Peşinde
Makale

Balinanın Peşinde

Yazı ve Fotoğraf: Cem SARVAN

Siz hiç balina sesi duydunuz mu? Duymuş iseniz, o ses kulağınızdan çıkmıyordur.

Unutamazsınız o hüzünlü, insanın içine işleyen sesi. İlk duyduğumda balina fotoğrafı çekmek için saatlerdir süren fırtınalı bir yolculuktaydık. Bir taraftan sis, bir taraftan yağmur ve işte onların ortasında denizin içinden haykırış gibi gelen o sesle tanıştım. Balina uzaktaydı, yaklaşsak da heybetli bedeninin suları yararak dışarıya çıkışı ve yeniden sulara gömülmesi dışında bir şey görememiştim ama o gün, okyanusların dev ama bana göre ince ruhlu hayvanının sesine aşık olmuştum.

Aradan zaman geçtikçe balina özlemim arttı. Birkaç denemeden başarısızlıkla ayrıldım, görememiştik ya da çok uzaklardan püskürttüğü su girmişti görüntümüze sadece.

Bir deneme daha yapmayı aklıma koymuştum ama... Panama’da yaza geçiş öncesi balinalar kuzeyden Pasifik Okyanusu’na inerler. Bu, yeni doğan yavruları suya alıştırmak içindir. O haftaların birinde açıldık okyanusa… 6-7 metrelik tek motorlu bir tekne ile balina peşindeyiz, kaptan çılgın “görmeliyiz bugün” diyor. Aradan 45 dakika geçti, çok uzaklardan iz görüldü; gökyüzüne yükselen sular ilk işaretti. Ve oraya doğru tam gaz ilerledik.

Balinanın görünen işareti suya daldıktan sonra çok hızlı yer değiştirir, birden yüzlerce metre öteden yeniden su üstüne çıkışını görürsünüz. Ama inatçı bir kaptan ile sabırlı beş yolcu birleşince sonunda balina bile pes edebilirmiş. Saatler sonra motoru kesilmiş teknemiz ve yanı başımızda iki yavru, anne ve babadan oluşan balina ailesiyle baş başa kalmıştık. Boyları 10-15 metre arasında olan hayvanların 4-5 metre yanında bulunmak korkutmadığı gibi, tam tersine suya atlama hissi ile doluyduk. Bir süre balinalarla beraber okyanusta dolaştıktan sonra aniden yok oldular. Ve yine yüzlerce metre ileriden çıktılar. Dedim ya çılgın bir kaptan ile beraber olunca ne yapacağını kestiremiyorsunuz. Yine tam gaz, göründükleri yere doğru yol aldık. Oysa balinalar bu ilgiden sıkılmış gibiydiler. Birkaç manevra sonrası yine kayboldular ve sonra o an, hayatımın o unutulmaz anı gözlerimin önünde kısacık bir süre içinde belirdi. Teknenin burnunda ayaklarım suya salınmış, elimde kamera, radar alıcısı konumunda beklerken “Al işte beklediğin görüntü bu mu” dercesine suyun üstüne çıkan bir kuyruk ve arkada Panama şehir görüntüsü. Gözlerimizde yaşlar, derin bir sessizlik, gördüğünden adeta donmuş bir çılgın kaptan, bir maratonun bitiş çizgisinden geçmişçesine değişik bir yorgunluk ve dinginlik, kulaklarımızda inanılmaz bir senfonik ses…

Çok balina fotoğrafı görmüştüm o ana kadar ama hiç görmediğim türden bir fotoğraf gözlerimin önünde hayatım boyunca benimle dolaşacak şekilde donmuştu: Şehir ve balina.

Yazdır e-Posta