Türkiye'nin en genç fotoğraf dergisi

Sualtı Fotoğrafçılığına Genel Bakış
Makale

Sualtı Fotoğrafçılığına Genel Bakış

Sualtı fotoğrafçılığı, fotoğraf branşları içerisindeki en zor disiplinlerden biridir.

Doğal yaşam ortamımızın dışında tüpten hava solumak zorunda olduğumuz, ışığın kırıldığı, görüşün düşük olduğu bir ortamda dengemizi sağlayıp, özel bir kılıf (housing) yardımıyla suyun altına indirdiğimiz fotoğraf makinemizle çekim yapıyoruz. Suyun altında ışığın yoğun olarak kırılması, harici ışık kullanımını da zorunlu kılıyor.

Yazı ve Fotoğraflar: Bülent ŞELLİ

Dalış için eğitim şart!

Sualtında serbest dalış (şnorkel) veya tüplü dalış (scuba, aletli dalış) ile fotoğraf çekilebilmektedir. Serbest dalış nefes tutarak yapıldığından sualtında kalabilme süresi kısıtlıdır. Elbette bu konuda eğitim alarak ve antrenman yaparak sualtında kalma süresini artırabilirsiniz. Sualtında 4-5 dakika hatta daha uzun kalabilen serbest dalıcılar vardır. Fakat okuduğunuz üzere serbest dalışta sualtında kalmak dakikalarla sınırlıdır. Oysa tüplü dalışta bu süre çok fazladır. 1 saat veya hava tüketiminize bağlı olarak sualtında daha uzun süreler geçirebilirsiniz. Tüplü dalış yapabilmek için yetkili bir dalış merkezinden eğitim almak zorunludur. Dünyanın hemen hemen her yerinde bu zorunluluk mevcuttur. Eğitim sonunda alacağınız lisans uluslararası geçerliliğe sahiptir. Sualtı fotoğrafçılığında tüplü dalışın daha çok tercih edilmesinin nedeni, sualtında geçirilen sürenin uzun olması dolayısıyla çok dinamik bir ortamda en iyi kareyi alabilmek için yeterli beklemeyi yapabilmektir. Dalış eğitimi bu işin sadece başlangıcıdır. İyi bir sualtı fotoğrafçısı olmanın yolu, dalış becerilerinin de iyi seviyede olmasını gerektirir. İyi bir dalıcı mükemmel yüzerliliği sağlamış dalıcıdır. Eğitim sonrasında düzenli olarak dalışa devam etmeli ve mükemmel yüzerlilik geliştirilmelidir.

Sualtında hangi ekipman?

Sualtı fotoğrafçılığında kullandığımız kameralar ve temel fotoğraf kavramları karada kullanılanlar ile benzerdir. Fotoğraf çeken herkesin aşina olduğu DSLR, aynasız veya kompakt kameralar, uygun kılıflar ile sualtında da kullanılmaktadır. Alan derinliği, hareket izlenimi gibi temel kavramlar da aynıdır. Farklı olan sualtındaki ortamdır. Havadan yaklaşık 800 kat daha fazla yoğun olan bir ortamda çekim yaparken amacımıza uygun lens kullanılmalıdır. Yoğunluk ışığı kırmakta ve görüşü azaltmaktadır. Bunun yanı sıra planktonlar, mikro organizmalar ve partiküller de görüşü olumsuz şekilde etkileyebilmektir. Dolayısıyla çekim yaparken mümkün olduğu kadar konuya yaklaşmak, yani konuyla aramızdaki su miktarını azaltmak esastır. Bu nedenle sualtında ağırlıklı olarak ultra geniş açı, balık gözü ve makro lensler kullanılmaktadır.

Suyun yoğunluğu soğurmaya, yani ışık enerjisinin belli bir nicelikte emilmesine yol açmaktadır. Bu da nesnelerin renklerinin kaybolması anlamına gelmektedir. Derinlik arttıkça sırasıyla kırmızı, sarı, yeşil, mavi gibi renkler kaybolarak yerlerini gri ve grinin tonlarına bırakırlar. Mesela, 25-30 metrelerde kırmızı bir denizyıldızını “mor” olarak görürsünüz. Bu nedenle sualtında nesnelerin gerçek renklerini ortaya çıkarmak için harici ışık kaynaklarına ihtiyaç duyulmaktadır.

Harici ışık kaynakları – Sualtı flaşları

Harici ışık kaynakları fenerler ve flaşlardır. Sualtı fenerleri sadece fotoğraf için değil, dalgıçların da nesneleri aydınlatmak için yanlarında taşıdıkları bir ekipmandır. Güçlü ve ışık ısısı (kelvin) ayarlanmış fenerler daha çok sualtı videograflar tarafından tercih edilmektedir. Pratik olması itibarıyla sualtı fotoğrafçıları makro çekimlerde fener kullanmaktadırlar. Sualtı fenerlerinin fotoğrafçılar için en yoğun tercih alanı özellikle makro çekimlerde netlemeyi hızlandırmak için odaklama ışığı olarak kullanılmasıdır.

Sualtı fotoğrafçılığındaki temel harici ışık kaynağı sualtı flaşlarıdır. Çeşitli özellik ve ebatlarda olabilen sualtı flaşları bu amaç için tasarlanmış amfibik ürünlerdir. Bazı fotoğrafçılar karada kullanılan flaşları özel kılıflar yardımıyla sualtında kullansalar da genel tercih sualtında kullanmak için özel olarak üretilen sualtı flaşlarıdır. Nedeni de ebat olarak küçük ve hafif olmalarıdır. Sualtında güç olarak en çok tercih edilen rehber numarası 20-24 aralığındaki flaşlardır. Özel amaçlar için daha güçlü flaşlar kullanılabilmektedir fakat sualtında ışık çok güçlü kırıldığından tercih, ışığı daha uzağa iletmek yerine konuya yaklaşmaktır. Sualtı flaşları hotshoe üzerinden senkronize kabloyla veya kamera üzerindeki pop-up ve fiber optik kabloyla “slave” olarak tetiklenebilmektedir. Fiber optik kablo hem daha ekonomik hem de TTL açısından daha avantajlıdır. Senkronize kabloda TTL için ekstra bir dönüştürücü kullanmak çoğu zaman zorunlu olmaktadır.

Harici ışık kullanırken karşınıza çıkabilecek problemler

Tabi yapay ışık kullanımı bazı problemleri de beraberinde getirmektedir. Suda bulunan plankton veya partiküllerin flaş patlaması sonucunda oluşturduğu geri yansımalar görüntü kalitesini olumsuz etkilemektdir. Bunun için flaş açılarını çok iyi ayarlamak gerekir. Koşullar bazen çok zor olabilir, fotoğrafçı ne kadar usta da olsa geri yansımalar oluşabilmektedir. Bu noktada photoshop gibi görüntü işleme programları devreye girer. Geri yansımaların temizlenmesi etik bir durumdur. Sualtı fotoğrafçılığında genellikle flaş kullandığımız için ISO çoğunlukla 100 olarak kullanılır. Doğal ışıkta flaş kullanmadan yapılan çekimlerde ışık koşullarına göre ISO ayarlanır.

Sualtında bahsettiğimiz yoğun ışık kırılmalarından dolayı geniş alanları harici ışık kaynaklarıyla aydınlatabilmek mümkün değildir. Bu durumda doğal ışıktan yararlanılır. Beyaz dengesini  manuel ayarlayarak doğru ve gerçek renklere ulaşmak mümkündür. Özellikle 0-20 metreler arasında manuel beyaz dengesiyle iyi sonuçlar alınabilmektdir.

       

        

Yazdır e-Posta